Çürüme

Önceki gece bir gazetenin websitesi, kendisini bir kenara koyarsak toplumun tümünü kirletmeyi başardı.

Sitesinde yayınladığı videoyu 15 dakika sonra kaldırdı. Bu duruma birçok kişi “haberini geri çekti” yorumunu yaptı. Ve ardından çığ gibi birçok haber sitesi, kişisel blog bu videoyu peşpeşe “kaynak!” göstererek tereddüt etmeden yayınlamaya başladı. Google dizinlerinde olaya konu kişilerin adları, video yüzbinlerce sonuçla çıkmaya başladı. Sitesinde bunu “basın ahlakına!” aykırı yayınlamıyoruz diyerek, haber girişlerinin altındaki yorum bölümlerini açık tutarak yayına geçti. Kişiliği kırılmış, ahlaksız, röntgenci birileri bu videoyu önündeki yazıyı değiştirerek ve altına yeni başlıklar atarak video sitelerinde yayınladılar. İlgili partinin hukuk birimi, hükümet ve kurumların çabaları ile akşama doğru videolar geri çekildi, haber sitesi ve bloglar yayın yasağı ve ceza korkusu ile haberlerini kaldırdılar, videoları sildiler. Geriye google dizininde arkasında hiçbirşey olmayan yüzbinlerce sonuç kaldı. TVler bunu haber yapmadı, gazeteler ucundan gördü… Ama twitter, sözlük siteleri tam gaz girişlerle bütün bir gece devam etti…Sitesinin hitini artırmak için yığınlarca blog bu tür girişler yaptı, arama sonuçlarında görünmek için bloglarına ilgili kişilerin adlarını, olayın adını yüzlerce kelime ile etiketledi…

Bu olayın Türk toplumunun geleneğine aykırı olduğunu ve ahlaksızlık olduğunu bildiren binlerce yorum ortalıkta döndü durdu. İlgili partinin ahlakını sorgulayan, küfür eden kitleler vahşi hayvanlar gibi önlerine atılan bu pis kokulu, uzun süre bekletilmiş leşe çılgınlar gibi saldırdı. Herkes bir parça koparabilmek için birbirini ezdi.  Karınlarını insan etiyle dolduran bu kitle sokaklardan, bürolardan evlerine döndüklerinde çocuklarını huzurla sevdi, karılarıyla dedikodular yaptı, bilgisayaralarının, üstün teknoloji telefonlarının öbür ucunda zerre kadar anlamadıkları yazılımlarla bu huzuru pekiştirdiler ve uyudular. Ağızlarındaki kan ve pislik kokusuna aldırış bile etmediler.

Çünkü aynı kitle, yakın bir zamanda internette bir genç kızın bir basketbolcu tarafından uyuşturularak çekilmiş tecavüz görüntülerini şevhetle seyretmiş, bilgisayaralarının arşivlerine ve cep telefonlarına kaydetmişlerdi. Görüntüleri bulamayanlar bulanlara yalvarmış, üç kuruşluk hit elde etmek isteyen boktan bloglar bu olayı etiketlemiş,  google asla başa çıkılamayacak ölçüde dizininde bu olayla şişmişti. Bu kitle o kadar açgözlüydü ve  insan eti yemek için o kadar iştahlıydı ki artık çocuklarının bile okulda kameralı cep telefonlarıyla kız çocuklarının mahrem görüntülerini çekmelerine göz yumdu. Soyunma kabinlerine güvenlik kamerası yerleştirdi, tuvaletlere gizli kamera koydu. Bu kitle o genç kız için timsah gözyaşı dökerken o videoyu defalarca seyretti.

Çünkü aynı kitle bir şarkıcının bir ahlaksız tarafından gizlice kaydedilmiş mahrem görüntülerini ortalığa saçtığında, tereddüt etmeden aynı iştahla seyretti.

Çünkü aynı kitle yerel seçim öncesi posta kutularına bırakılmış, bir başkan adayının  eşiyle ilgili görüntüleri bunu kim yaptı diye bile sormadan seyretti, arşivinin en özel yerinde sakladı.

Çünkü aynı kitle bir takım ucuz adamlar tarafından televizyonlardan özenle kaydedilmiş “frikik” görüntülerini seyretmek için rekorlar kırdı.

Çünkü aynı kitle bir alışveriş merkezindeki defile sonrası kendi çocuğunu sevmek için eğilmiş bir mankenin görünen mahrem yerlerini zoomlayarak çekti, yetmedi bunları video sitelerinde yayınladı, aynı kitle bunları ışık hızıyla yaydı.

Çünkü aynı kitle anadilinini bile konuşamazken balkonlarına 2 uydu anteni yerleştirdi, daha iyi görüntü için teknoloji mağaza sayısında patlama yaşattı.

Çünkü aynı kitle dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi, kameralı cep telefonu satışlarında dünya sıralamasına girdi.

Çünkü çünkü….

Aydınlarını öldürenlere sesini çıkarmayan bu kitle, aydınlarının cenazesinde “su testisi su yolunda kırılır” diye uzaktan korkarak seyretti. Defalarca sokaklarında bombalar patlatılıp yüzlerce insanını kaybeden bu ülkede olup biteni unutmak için uyudu.

Geçen gün bir uzman hanımefendi TVde “biz ahlaklı bir toplum değiliz dedi, bİr ilimizde olup bitenlerin ardından. Kıyametler koptu orada olup bitenler hakkında. O ildeki zavallı insanlar bu heryerde var deseler, bağırsalar çığırsalarda olan olmuştu. Artık herşeyini googlede arayan kitlenin hedefine girmişlerdi bir kez.

Bu yazının yazılmasına sebep olan videoya dönersek, gerçek mi değil mi tartışmasına girmeden artık herkesin görmesi gereken bir durum var. Korkutucu bir durum. Herkes dinleniyor, herkes kaydediliyor ve servis edilebiliyor. Daha da korkuncu bu servisin alıcısı çok.  Artık önüne atılan her türlü belgeyi gerçek mi değil mi düşünmeden, irdelemeden kabul edebiliyor bu kitle. Masumiyet kalmadı. Masum olanlar ne kadar bağırıp çağırsada sesi duyulmuyor artık.  ”Uçurum insanları” koşuturuyor bir oraya bir buraya. ve onların önünde durmak artık imkansız.

Daha az et yediği için ayaklanıp devrim yapan Polonya halkından, kamusal hırsızlara ayaklanan Yunan halkından, topraklarını geri almak için ağalarla çatışan Meksika halkından, geçmişindeki efsanelerin büyüsüyle ABD’yi topraklarından kovan Güney Amerikalılardan haberi yoktur bu kitlenin. Bu kitleye Oğuz Atay kim sor bilmez, kendisine ekmek yaparken öldürülen Manisalı ekmek işçilerini hatırlamaz, Attila İlhan’ı sor şaşırsın… Çünkü bu kitle yeni yıl gecesinde  gittiği “Taksim – 1 Mayıs Meydanı’nda” geleneksel kitlesel tecavüz eyleminde en öndedir. Abuk bir sokak defilesi sonrası fırlatılan kırmızı donları kapmak için birbirini ezer. Çünkü bu kitle hergün kendine yeni üyeler bulmak için kentlerin içlerine doğru girer, sokaklarda kadın avlar, bir köpek gibi havayı koklar, bulduğu en güzel kokulu kadının kafasına çalıntı bir silahla bir mermi sıkar, çantasını karıştırır…

Çünkü bu kitlenin evinde kutsal kitap duvarda asılı durur, birkez olsun açıp  bütün bunlar hakkında Tanrı ne diyor diye merak etmez. Çünkü bu kitle meydanlara koşar Tanrının sözlerini siyasetçilerden dinlemeyi tercih eder. Sor ona ey okuyucu Tanrının on emri nedir, Bakara suresinde “Tanrı en yüksek sesiyle” ne der…Sor ve dinle…

Uzun zamandır başımızı önümüze eğen bu korkunç sessizlik,  çürümenin sessizliği, artık dokunduğumuz heryerden ellerimize bulaşan bir türlü silemediğimiz koku bize yeni şeyler söylüyor; ben bir insanım, onurum var ve güzel bir ülkede yaşamak istiyorum.

O gün, tecavüze uğramış o genç kıza gönderdiğim mesajı yazmak istiyorum burada; ” Eğer gidecek yerin kalmadığını düşünüyorsan, gel kızkardeşim benim evim açık sana..”

…..

Not:

Yazarın uydu anteni, büyük ekran televizyonu, yüksek teknoloji cep telefonu yoktur.

Yazar Tanrının kitabını duvarda değil, kolayca uzandığı kütüphanesinde tutmaktadır.

Yazar yeni yıl için değil, 1 Mayıs için 1 Mayıs Meydanı’na ailesi ile birlikte gitmiş, işçilerin arasında yürümüştür.

Bu bilgiye nasıl ulaştılar

Yorum yazın

You must be logged in to post a comment.