Doğrular-Yanlışlar ve Maya Arakon

“Size çok acı bir gerçeği söyleyeyim. Hiç olmasın, Allah korusun, ama eğer bir gün Teşvikiye Camii’nden bir cenaze kalkarsa, bir işadamının oğlu, akrabası, bir paşanın oğlu akrabası çatışmalarda ölürse, bakın o zaman bu terör duruyor mu, durmuyor mu? Hep fakirin fukaranın, emekçinin, köylünün çocuğu gidiyor. Ben artık buna dayanamıyorum. Bir kadın olarak dayanamıyorum. Bu analar şehit cenazesine sarılıp ağlarken kahroluyorum ama bilin ki aynı anda bir Kürt anası da kimselere gösteremeden çocuğunun cenazesine sarılıp ağlıyor. Ve terörist anası olarak damgalandığı için çocuğuna acısını göstermeye bile hakkı yok artık. Bugün 3 sene önce ölen çocuklarımızın adını ailesi dışında hatırlayan var mı? Bu olayı artık ölüm edebiyatından çıkarıp rasyonel bir çözüm üretmemiz lazım. Bu ölenlerin hepsi bizim evladımız.”

Böyle demiş… Ve bu büyük bir ihtimalle tartışılsın diye, sansasyon yaratmak için söylenmiş… Şimdi bir düşünelim bakalım bu doğru mu?

Terörün durması önemli bir kişinin çocuğunun ölmesine bağlanabilir mi? Yani yarın birisi çıkıp bu aptalca söylenmiş sözleri doğrulumak ya da tam aksini ortaya koymak için, yani bak kardeşim; bu iş bu adamların çocukları ölünce de bitmez demek için, bu sözlerden daha ahmakça bir davranışta bulunup bir eylem yaparsa, ne halt yiyeceksin.

Ali Gaffar Okkan (Emniyet Müdürü), Eşref Bitlis (Orgeneral), Ahmet Cem Ersever (Binbaşı), Hulusi Sayın (Korgeneral), Kemal Kayacan (Oramiral), Bahtiyar Aydın (Tuğgeneral), Adnan Ersöz (Orgeneral)….

Şimdi yardımcı mı, değil mi bilmiyorum ama Doç. Dr. Maya Arakon (ki orada burada terör uzmanı falan diye yazıyor) hanıma soralım bakalım; yukardaki isimler Uludağ’da kayak yaparken mi öldüler, dalgın dalgın pencerelerinden bakarken kalp krizi mi geçirip  gittiler… Güvenlik ve terör uzmanı hanım, bu yukarıda ismi yazılı şahısların nerede görev yaptıklarını, hangi yıllarda öldürüldüklerini ve cenazelerinin nereden kaltığını zahmet olmaz ise araştırıp bulabilir. Hatta kendisine bir yol gösterelim, Google falan kendisini kesmez, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir yazışma adresi var, burada ilgili yasayı falan da uzun uzun anlatmışlar, yazıyorsun ve sana yanıt veriyorlar…

Çocukları değil, kendileri öldürülmüş… Terör bitmiş mi? Bitmemiş… Sayalım mı Sayın Maya Arakon diğer isimleri, yoksa siz bulur musunuz?

Demek ki salla gitsinle sorun çözülmüyor, tespit yapılmıyor… Ama ben sizin böyle bir sorununuz olduğunu sanmıyorum.

Bu sizin kullandığınız cümleleri kahvehanelerde geyik olarak çevirirler. Yanlış hanımefendi, yanlış. Söylediğiniz kocaman bir yalan.

Demişsiniz ki; “…Kız meselesi bile Türk-Kürt çatışmasına dönüşüyor. Geçen bir mail geldi şöyle; “Siirtliyim, sevdiğim kız Türk, Kürt olduğum için kızı vermiyorlar” diye yazıyor. Bu noktaya gelindi artık. Yıllardır bizi kandırdılar…”

Ya siz bu memlekette olup bitenlerden haberiniz yok ya da başka bir alemde yaşıyorsunuz. Anadoluda kimin kimle evleneceği, kimin kime kız vermediği meselesini kuyruğundan tutup Türk-Kürt çatışması işine öyle kolayca gelemezsiniz. Yok öyle sallamak… Bu topraklarda yıllardır Sünniler ile Aleviler, Çerkezler ile geri kalanlar, Kürtler ile Türkler, batılılar ile doğulular, kentliler ile şehirliler, Çingeler ile Çingene olmayanlar, Rumlarla, Ermenilerle Türkler, yabancılarla Türkler arasında evlilik konusunda hep sorun olmuştur. Üstelik sizin söylediğinizin tersine Türk kökenliler Kürtlere kız verir ama kız alamazlar… Temelinde etnik, dini nedenler olmasına rağmen asıl sorun kültürel olarak yan yana yaşayan bu toplulular aynı ev içinde bir arada yaşayamazlar. Aynı sokakta esnaflık yaparlar, komşu olurlar, alışveriş yaparlar ama bazı konularda, tüm dünyada olduğu gibi biraraya gelmezler. Bu bizim toplumumuza  özgü bir durum değildir.

Demek ki bu da yanlış, hem de kocaman bir yanlış. Kültürlerine yerleşmiş olan şiddet, adam öldürme, kadınları aşağılama davranış biçimlerini ailelerinin içine sokmak istememesi bir çatışma değil bir tercihtir.  Bu topraklarda dediğiniz türde bir çatışma yoktur, bu bir uydurmadır, yalandır..

Demişsiniz ki; “Anadilde eğitimdir. Ama anadilde eğitimin acilen geçirilmesi lazım. Anadilde eğitim hepimizin hakkıdır. Türkçe resmi dildir. Bu yasal güvenceye alındıktan sonra anadilde eğitim sorun olmaz. İstanbul Ankara İzmir, Adana, Antalya’da İngilizce eğitim veren okullar yok mu, Fransızca, Almanca yok mu? Amerikan liseleri yok mu? Niçin Kürtçe olmasın? Bunun nasıl bir zararı olabilir? Bu önyargıların, halktaki paranoyaların önüne geçecek güven tazeleyen politikalar lazım.”

Anadilde eğitim ve resmi dil kavramlarının hangi tür yönetim biçimlerinde, hangi rejimlerde geçerli olduğunu niye söylemiyorsunuz doçentim.  Fransızca, İngilizce, Almanca eğitim veren okullar anadilde eğitim isteği, gereği ile mi yapılıyor başka bir amaçla mı? İlkönce tespitleri doğru yapalım ki sonuca doğru gidelim. İsteyen istediği dili konuşur, anasıyla babasıyla, evinde canı ne isterse o dili kullanır. Oturur roman yazar, şiir yazar, türkü söyler kime ne… Ancak anadilde eğitim dediniz mi hop duralım orada. Bir toplumda resmi dil şudur, şunlarda alt dillerdir dediniz mi bi bir başlangıç olamaz, bu bir sonuçtur. Neden anadil, çok mu zor geliyor Türkçe öğrenmek… (Bir ara Kürtçenin yapısı hakkında da yazarız) Şimdi sözünü ettiğiniz yabancı dilde eğitim veren okullara çocuklarını göndermek için havada bin takla atan ailelerden niye söz etmiyorsunuz?  Bu konu  her yakaladığınız kuyruğu havada sallarımla çözülmez. Tespitinizi buradan yaparsanız, bu fikriniz çabuk çöker.  Öyle masum masum ne zararı olabilir ki sorunuza, İsviçre- İtalya sınırında yaşayan halkların tarihini okumanızı salık veririm…

Yanlışlar burada bitmiyor, bir daha ki yazıda devam edeceğim…

Bu bilgiye nasıl ulaştılar

Yorum yazın

You must be logged in to post a comment.