Fazıl Say ve Hülya Avşar!

“Fazıl fena saçmalamış, ona hasta gözüyle bakalım. Onu idare edelim, acil tedaviye ihtiyacı var. Şöhreti hiç hazmedememiş. Kendisi hakkında daha ağır düşüncelerim var ama kendimi tutuyorum.”

Kim diyor  bunları; Hülya Avşar.

İnsan bu gibi insanların bu tür cümlelerini orada burada görünce bir yutkunuyor. Yutkunuyor, çünkü yutkunmasa ağır olacak arkasından gelenler.

Hülya Avşar’ın onca yaptığının ardından kimsa ona, bu kadının tedaviye ihtiyacı var demedi, eleştiriler oldu ama fazlasını söylemedi. Yıllarca İbrahim Tatlıses, Tanju Çolak hikayeleri ile anılan, klipler çekip poposunu acaip bir şarkı eşliğinde sallayan bu değerli sanatçımızın bu sanatı karşısında kimse ona, ağzını açıp böyle şeyler söylemedi.  Kötü bir sesle, kötü bir şarkıyı popo sallayarak okuyan bu çok değerli, akıllı, dünya güzeli, pırıl pırıl hanımefendi sanatçımız daha sonra herkesin geçmişte olanları unuttuğunu sanıp, her konuda fikir üretmesine de kimse birşey demedi. Kırık dökük orada burada yazanlar olmuştur. Ama kimse ona bu kadının tedaviye ihtiyacı var demedi.

Mesala demiş ki;

Şu anda kafama göre bir siyasi parti bulamıyorum. Senelerdir teklif geliyor. Ama şimdiye kadar hiçbirini ciddiye almadım. Belki seneye bir ucundan tutacağım bu işin. Sanat camiasının artık iyice seviyesizleştiğini görüyorum. Bazı şeyleri kendime yakıştıramıyorum. Örneğin özel hayatımla gündeme gelmeyi yakıştıramıyorum.

Avşar, fakir biriyle birlikte olup olamayacağı konusunda ise şunları söyledi: Parasız olmaz. Kadının birtakım ihtiyaçlarını giderebilmelidir. Beni seyahate götürebilecek, otel paramı, ekstralarımı ödeyebilecek… Ben soğuyorum öteki türlü. Beni sahiplenen ve benden daha güçlü şeylere sahip olan erkeklere âşık olabiliyorum. Annemin karnından zengin doğmadım. Ama çalışıp kendimi iyi bir standarda oturttum. Geriye çekemem şimdi onu.

Avşar, bir başka soru üzerine de “Ahmet Hakan benim için bitmiştir. Fosilleşmiş bir beyne sahip çünkü” derken terör olaylarıyla ilgili olarak da “Anlayamadığım bir şey var. O poşuyla gezen insanların bunları yapma sebepleri nedir? Sebepleri belki bir devlet kurmak, belki birtakım haklara sahip olmak. Neden her şeye hayır deniyor? Belki benim bilmediğim birçok şey var devlet meseleleriyle ilgili. Bölünmek isteyen insanlar bölünsünler, istedikleri gibi de yaşasınlar der geçerdim herhalde. Mesela Kürt devleti kurma istekleri. Bu bizim AB’ye girmek istememiz gibi bir şey” diye konuştu. Kaynak


Yukarda birbiriyle ilgilisiz bu cümleleri aynı konuşmanın içinde söyleyivermiş. Ee sonra, sonrası yok..

Evlilik kavramını “Aile olmak, arkadaş olmak, sıkılmak, bir süre sonra eğer karşılıklı birbirinize ‘Çok ayıp oluyor, ben bu gece kocamla beraber olayım’ durumları yoksa, seksi unutmak, bu arada hayatını başka şekillerde eğlendirmek” olarak tanımlayan Hülya Avşar, erkeklerin ‘arada bir’ aldatmalarının da evliliğin gidişatını olumlu etkilediği görüşünü savundu ve şöyle konuştu:
“Bunu erkek olarak başka bir kadınla arada bir zevklendirmek.. O tür erkekler evliliklerinde daha mutlu oluyorlar. Ben kadınlara da söylüyorum, bırakın arada bir yapsınlar. Yapsınlar ki -ama siz duymadan sizi rencide etmeden- çünkü erkek ve kadın bir süre sonra sıkılıyor.”
KADINLAR BAŞKA ERKEKLERİ HAYAL ETMELİ
Kadınlara, evlilik ya da birlikteliklerinde ilginç önerilerde de bulunan Hülya Avşar, “Kadınlar için de aynı şeyleri söylüyorum. Git başka bir erkekle beraber ol anlamında değil. Arkadaşlarınla bir erkek hakkında konuş, hangi erkeği beğendiğini konuş, o erkeği hayal et. Benim kafamda sadece kocam olmalıdır diye düşünme” diye konuştu.Avşar kızı, bu görüşlerini savunurken, bunun yalnızca dilde ve hayalde kalmasını da doğru bulduğunu sözlerine ekleyerek “Bunu icraata dökme çünkü ailen var, çevren var, sonra seni rahatsızz edecek. Bence kadın bunu yapmamalı ama içinden bu heyecanı yaşamalı ve kocasını da hafif tedirgin edebilmeli” açıklamasını yaptı.
Kaynak

Sınır yok anlayacağınız. Programına çağırdığı Ata Demirer’e sen gay misin diye pat diye soracak kadar sınırsız bir durumu var. Yine  programına çağırdığı Ayşe Kara’ya seks hayatını sorabiliyor. Kadın afalayarak ben buraya edebiyat konuşmaya geldim seks değil demek zorunda kalıyor. Haydar Dümen’e seks hayatını sormalar, oyuncu olmayan birine oyunculuğunu sormalar, lokumlu prezartifler anlat anlat bitmez…

Şimdi şu yazıyı okuyun ve Allah akıl fikir versinden başka birşey demeyin…

Korkuyorum Farkında mısınız bilmiyorum, ama ben fark ettim ki insan olmanın, paylaşmanın, huzurlu, toplu yaşamanın, bencil olmamanın kurallarını oluşturduğu bazı değerlerimiz artık sadece laf olsun diye söylenen ya da kullanılan, daha da fenası klişeleşmiş saçmalıklar haline gelmiş. Utanarak ve üzülerek saçmalıklar demekteyim. Çünkü hiçbir etkisi kalmamış sözler. O söylendiği an kadar önemsenen, insanın gözlerini yaşartan, onurlandıran, en masum olunan saniyeler, işte o kadar! Kısacası tahmini on beş saniye etkisi altına girdiğimiz, kendimize bile yalan söylediğimiz süre, ya sonra? Canavar kesiliyoruz.

Dilimizdeki güzellikleri farkında olarak ya da olmayarak kötüye kullanmaya başlıyoruz ve gene anlık düşünmeye başlıyoruz. Verilen sözler artık etkisini kaybetmiştir. Çünkü asıl ibadetin sevmek, sözünde durmak ve saymak olduğunu unutmuş durumdayız. Yani çoğuna uymak zorundaymışız gibi hissediyoruz.

Bu bahsettiğimiz değerlerimizi koruyan şeyse sözler. Aslında en radikal hayatımızın dönüm noktalarında söylenen önemli ve kıymetli sözler. Bu sözlere gerçekten uyulduğunu düşünsenize! Toplumdaki düzeyi işte bu sözler belirler. Evlenirken söylenen sözler: iyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta, her zaman, her yerde birbirimizi seveceğimize ve birbirimizi koruyacağımıza söz veriyoruz.

Milletvekili yeminine başlarken: devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü önemseyeceğimize; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilklerine bağlı kalacağımıza; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağımıza; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yaralanması için elimizden gelenin de ötesini yapacağımıza ve anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağımıza namusumuz ve şerefimiz üzerine and içiyoruz.

Bu yeminleri etmek çok mu kolay acaba? Uyulmadığı takdirde cezası var mı? Ya da tüm bu yeminler klişe mi oldu? Yoksa köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı demek mi oluyor? Ya da kimsenin günahı yok mu? Aslında şunu çok merak ediyorum. Bu yeminlerin evlenirken ya da siyasete girerken edilmesinin hiçbir önemi yok mu? Umarım böyle değildir. İşte o zaman korkmak lazım. Ve korkuyorum. Bu yeminlere uyulsa zaten partiler arası farklılık da kalkar, evlilikler de yürür; sadece bu iki önemli hayat oyununda yönetmek kalırdı geriye. İşte bu yüzden madem anayasada söz verilen konulara uymayan değişiklikler yapılabiliyor, madem evlilikler yürümüyor, o zaman bu yeminlerin de şekli değişsin. Sevgilerimle Kaynak

Bu nedir böyle? Anlaşılır gibi değil…
Son bikinili fotograflarımı çeken muhabir arkadaşları tebrik ediyorum. Gerçekten bir gazetecilik başarısı. Önce çok sinirlendim o teknede Zehra’da bikiniliydi. Zehranın bikinili fotoğraflarıyla medyada olmasını istemiyorum. Ve ben de şişman halimle çıkmak istemiyorum. Sonra o fotograflarla eğlendim. Bir fotoğrafım var yan dönmüşüm göbekli, çok güldüm. O fotoğraflardan sonra 4 kilo verdim.

‘KIZIM ZEHRA’YI KISKANIYORUM’

Zehra çok güzel bir kız oldu. Zehra hakkında konuşulduğunda onu kıskanıyorum. Ona nazar değecek diye çok korkuyorum. 12 yaşında 170 boyunda ökendine has bir güzelliği olan çocuk oldu. Bbası Kya’a çok benziyor. Zehranın kendine has bir güzelliği oldu. Zehrayı medyadan korumak gibi bir amacım yok.medyadan korumaya gerek yok zehra kendi aurasını yarattı isterse kendi kendini medyadan korur.

‘SEZEN DAHİL BÜTÜN BESTECİLER ÇOK PARA İSTİYOR’

Beste yapan bütün arkadaşlarımız inanılmaz fiyatlar istiyorlarve şarkının tutup tumayacağını garanti etmiyorlar. Önce parayı görelim diyorlar. Buna Sezen Aksu da dahil. Sezen Aksu şarkıları bankodur ama Sezen’in şarkıları kendi sesinden güzel bana gidip gitmeyeceği belli değil.

ARTIK HER ŞEYDEN SIKILDIM

‘Sıkılıyorum artık yapılan kliplerden , makyajlardan , saç şekillerinden sıkıldım hiç bir değişiklik yok . Makyajımıda 2 senedir ben yapıyorum makyaj sadece dudak boyamak değil kendinle oynamaktır. Türk müziği çalan kanalları açıyorum beni şaşırtan klip yok. Ruhum sıkıldı. Hiç bir heyecen yok şuanda mesleki anlamda kimsenin bir heyecen verdiği yok o yüzdenevde klibimi evde, yardımcıma çektirme fikri çıktı. Yardımcım evde bulaşık yıkıyordu kurula ellerini gel çek dedim’ Kaynak

Acaip bir durum… Programlarında gaf üstüne gaf yapan bu değerli insan, banttan yayınlanmasına rağmen bunları düzeltme gereği bile duymuyor..

Şimdi bu değerli hanım Fazıl Say hakkında bu lafları etmiş. Daha da ağır konuşacakmış ta tutuyormuş kendini.

Fazıl Say ve Hülya Avşar. Böylece yan yana gelebilmiş bu iki isim…

Sizce başka bir şansı var mı?

Bu bilgiye nasıl ulaştılar

Yorum yazın

You must be logged in to post a comment.