Bir ortaçağ tartışması

Hergün, her ay, her yıl bir yenisi eklenen başörtü, türban ya da kadınların kafasının bağlanması, saçlarının, kulaklarının örtülmesi tartışmasının artık bıktırdığını, millete gına geldiğini, işin bk’nun çıkarıldığını neden kimse görmek istemiyor.

Kuran’da böyle bir kavram, hüküm var mı yok mu, peygamberimiz böyle birşeyden bahsetti mi, Hz. Ayşe şöyle dedi, aslında yahudilerden geçme bir alışkanlık mı… eee

Kuran’da bir sözcük var, evet bu konuya atıfta bulunan bir tane sözcük.Yasakları, farzları defalarca tekrar eden Kuran’da bu konuda bir adet sözcük yüzünden dünyanın her tarafında kıyametler kopuyor. Özgürlük kıyameti koparan, her allahın günü bu konuyu yazarak, saçının bir telinin görünmesinin inançlarının tümünü sarsacağını iddia eden zırvalıklarını ısrarla devam ettiriyorlar. ve bu toplumda hala bu konu tartışılıyor.

Din adına, mezhep savaşlarında öldürülen binlerce insan bir kenara varsa yoksa başörtüsü. Ahlaksızlığın her türlüsünün tavan yaptığı bir ülkede bunlar bir yana başörtüsü en önemlisi.  Niye peki, öneme nedir bu işin?

Aslında basit, işin inançla falan ilgisi yok. Binlerce yazı okudum bu konuda. Temelde örtünmenin (kadının) sebebi kadının erkeğin cinsel güdülerini uyarmasınıdan geçiyor. Yani kadın ne kadar giysilerle gizlenirse  ters orantı ile erkekler uyarılmıyor. Bakma ulan bakma. Madem iraden bu kadar zayıf bakma, çevir kafanı, eğit kendini. Aklını başına al.

Ama hayır, sapıklığın her türlüsü, ahlaksızlığın her numarasını deneyen insanoğlu için bir kumaş parçasımı engel olacak. Hadi canım. (Bakınız İslamiyet öncesi Mekkeye, Medineye, bakınız İslamiyet sonrası İran’a)

Mesele kadınların toplumdaki yerinin gösterilmesi, kontrol altına alınacak bireylere göre çözümler üretilmesi. Ben bu toplumda saçlarının bakımını yaptıramadığı, buna para ayıramadığı için başını örten, uzun uzun pardösüler giyen kadınlar da tanıyorum diğer yandan. Dün peçelerin arkasına tıkılan kadınlar, bugün garip giysilerin içine tıkılıyor. Sonra onlar ne yapıyor, peçelerin bin türlüsünü üretenler şimdi de başörtüsü, türbanın bin türlüsünü üretiyor. Rengarenk pırıl pırıl saten, ipek bu örtüler, dikkat çekici bu kadınlar sokaklarda ince ve yüksek topuklu ayakkabıları, parlak ve gözalıcı renklerde çantaları ile salına salına yürüyorlar.  Giysileri o kadar farklı ve o kadar dikkat çekici ki dönüp dönüp bakıyorsun. Peki bunlar ne zaman Pakistan, İran, Malezya, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerdeki gibi siyaha dönecek?

İnsanların ne giyeceği yasalarla düzenlenir miymiş? Düzenlenir kardeşim, balgibi düzenlenir. Kimi kandırıyorsun, kiminle dalga geçiyorsun sen. Dünyanın her yerinde kamu hizmetinde çalışanların ne giyeceği yasalarla düzenlenir. Hakimler şunu giyer, polisler bunu giyer, hemşireler bunu giyer, doktorlar bunu giyer… Gidin dünyanın bir ucuna orada da durum bu burada da durum bu. Kamunun dışına çıkın, özel kuruluşlar için bile yönetmelikler vardır.

Ortaya işkembeden sallanmış bir yalan salla sonra da onun üstüne kutsadığın bir başka yalanı ekle… Oldu.

Madem kutsal kitaplarda nasıl giyinileceği düzenlenebiliyor bunu iddia ediyorlar insanlarda bunu yasalarla düzenler. Ama güzel kardeşim anla artık,  yasalarla düzenlenen giyim kuşam meselesi senin özgürlüğünü altüst etmek için değil birlikte yaşamanın gereği düzenleniyor. Pasta, ekmek, yemek yapan bir adamın ya da kadının kafası kapatılacak, eldiven giyecek diyor yönetmelik. Neden bunu anlayabiliyor musun?, sağlık için. Senin anan hiç bağırmadı mı sokağa fırladığında arkandan şapkanı giy diye…

İnsanların ne giyeceği ya da giymeyeceği yasalarla düzenlenir. Bunun kim aksini söylüyorsa buyursun gelsin…

Evinde ne giymek istiyorsan giyersin, sokakta kafanı mı örtersin, kıçını mı açarsın senin sorunun. Ama yeter artık bu ortaçağ tartışmasından kurtulalım artık.

Sen ne giyersen giy karışmam ben ne giyersem giyeyim sen de karışmasın olur biter. Buna razı mısın? Cesaretin var mı böyle bir kurala…

Bu bilgiye nasıl ulaştılar

Yorum yazın

You must be logged in to post a comment.