Bunu Ben Yapmadım, Siz Yaptınız ya da I didn’t do this, you did.

Dün akşam, Beyoğlu Tophane Firuzağa Mahallesi Boğazkesen Caddesi’nde ki sanat galerilerine kimi habercilere göre 30 kimilerine göre 50 kişilik bir grup tarafından sopalı, gözyaşartıcı spreyli saldırıda bulunulmuş. Bu galerilerde bulunan davetlilerin bir kısmı tehdit ve şiddete maruz kalmış. Haber detaylarını gidip okuyabilirsiniz. (Milliyet muhabiri Yasemin Bay’da olayda davetliler arasında olduğu için sanıyorum en doğru ilk haber bu olsa gerek)

Ben şaşırmadım… Eminim birçok kişi de buna şaşırmamıştır. Peki neden şaşırmadık neden bu olay bize şaşırtıcı gelmiyor?

Bu sorunun yanıtını verebildiğimiz anda sanıyorum birçok şeyi de anlamış olacağız.

Daha özgür bir toplum, demokrasi falan gibi geyiklerle sandık başına gittiğimiz  referandum sonucunda  evet sonucu çıktı. Şimdi dan diye işte olacak bu diye yazacağımı düşünmeyin.  Ama nasıl bir topluma dönüştüğümüzü, dönüşmekte olduğumuzu farkedin diye böyle bir girişimde bulunuyorum.

Bu konu ile ilgili yandaş medya denilen kesimde şu saat itibari ile tek satır haber yok. Niye yok? Bu sorunun yanıtıda biraz önceki sorunun yanıtı ile aynı sokağa çıkıyor. (bu yazı yazılırken Zaman websitesi bu olayı “arbede” olarak girmiş sitesine…)

Bu tür olaylar hergün gerçekleşmiyor ama tarihin içinde buna benzer birçok olay olduğunu biliyoruz. Bunlardan en sarsıcı olanı Sivas Madımak olayıdır. Doğal olarakta ilk akla gelen bu olmuştur. Ramazanda sigara içtiği için, el ele tutuştuğu, parkta öpüştüğü için polis tarafından dövülenler, içki sattığı için marketi dağıtılanların unutulduğunu sanmıyorum.

Görünen o ki burada gerçekleşen saldırı bu galerilerin kokteylinde bulunan insanların dışarda sigara ve içki içmeleri yüzünden olmuştur.

Fakat ilginç şeyler de var işin içinde. Ben bu saldırıyı yapanların bunlardan haberi olduğunu sanmıyorum ancak aşağıda bulunan linki incelemenizi tavsiye ediyorum.

Bu görmüş olduğunuz fotoğraf galeri non’un websitesinin açılış sayfasında yer alıyor. Görselin adı; Melek Atatürk ya da Rodin Kemalist olsaydı

ve sonra şu yazı geliyor;

‘Extrastruggle is an enormous project which began in 1997.’ Thus began Extrastruggle’s manifesto and continued by stating that Extrastruggle works on imaginary demands from imaginary customers, designing logos for all groups under social pressure. In ‘I didn’t do this, you did.’, Extrastruggle’s first comprehensive show since the 10th International Istanbul Biennial, the big logos, the images of power and the ruling heads meet the forms, rhythms and cul-de-sacs of the real world, with relationships we all in some way try to understand, leading to the emergence of new images, new relationships and new questions: Do our beliefs rest on a pedestal, like a statue? If we really, really concentrate, can we make others do what we want them to? Should we go forward or backwards, or is it best just to mark time?

Prepare to meet what passes through your mind.

Bu konuda yorum yapmak istemiyorum. Galeriler ne yaparsa yapsın olayın sonucu değişmez.

Bu saldırıyı Alperenler denilen bir grubun yaptığıda söyleniyor. Kimiside bunun bir mahalle baskısı olduğunu söylüyor.

Bunu mahalle baskısı gibi cümlelerle hafife alanlar bir gün önce Cemil İpekçi’nin düştüğü duruma düşeceklerdir. Kendini Mardin’e adayan, orada kadınlarla ilgilenip para ve zaman harcayan İpekçi bir defile yüzünden neredeyse aforoz edildi. Açıkça söylenmese bile cinsel tercihleri ile din arasına sıkıştırılarak bugüne kadar kimsenin umursamadığı bir medrese bir anda kutsallaştırıldı ve Cemil İpekçi’nin defilesi,  Mardin’li bir kısım insan tarafından büyük bir ihtimalle engellenecek.

Bu tür olaylar biraz ileri gidip genel olarak değerlendirildiğinde, büyük bir ihtimalle birileri insanların korkutulduğu, yıllardır bu korkunun öne sürüldüğü söylenecektir. Hatta bir kesim (büyük bir ihtimalle bunun çalışmasını yapıyordur) derin devlet, ergenekon bağlantıları için senaryo hazırlayacak, orada burada bu konu ile ilgili bağlantı, belge yayınlayacaktır. Bir başka kesim ise sokakta içki içildiğini, taşkınlık yaptıklarını belirterek olayın önemini örtmeye çabalayacaktır.

Diyelim ki birileri sokakta içki içti, taşkınlık yaptı. Bu toplumun İran’da olduğu gibi, ellerinde değneklerle sokakta sistemin, dinin ahlak bekçiliğini yapan milis güçleri mi var?

Bu sorunun ve yukardaki soruların yanıtını önümüzdeki yıllar içinde rahatlıkla verebileceğiz. İçinizden birileri iş işten geçmiş olacak diyebilir…

Bense kocaman bir HAYIR diyorum bu söyleme. Eğer gerçekten özgür, demokratik, bağımsız bir toplum olmak istiyorsak görünen o ki, toplumun küçük bir yüzdesinin felaketi  önceden görüp uyarması ile hiçbir şey çözülmeyecek.  Geri kalan büyük yüzdenin bunu anlaması gerekecek. Ne zaman mı anlayacaklar?

Sıra onlara geldiği zaman….

Yorum yazın

You must be logged in to post a comment.