Anayasanın ilk üç maddesine pozitif olarak dokunulabilir
Haşim Kılıç, referandum ile ilgili değerlendirmeler yaparken, “Bence ilk 3 maddeyi dondurmak, evrensel hukuk kurallarına uygun değil. Laikliği, demokrasiyi, hukuk devletini daha ileri götürecek düzenlemelere engel olmaması gerekir. Değişiklikler, ilk 3 maddedeki değerleri geri götürmüyorsa, Anayasa Mahkemesi izin veriyor. Bu değerlerin içini boşaltan düzenlemelere ise izin vermiyor. O nedenle gerektiğinde ilk üç maddeye pozitif olarak dokunulabilir. Bu hassas bir nokta.” demiş. Bu söyledikleri hemen karşılık bulmuş, hükümet biz böyle birşey düşünmüyoruz, MHP asla tartışılamaz, CHP bu ne deke şimdi anlamına gelen şeyler söylemişti.
Daha sonra Haşim Kılıç; söylediklerin “Gerçekle uyuşmayan bir şekilde verildiğini” söyleyip, ”Ben anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesini bırakın, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini bilen bir insanım” diyerek, sözlerinin Anayasa’nın ilk üç maddesi dışındaki 173 maddesiyle ilgili olduğunu belirtmişti.
“İlk üç madde dışındaki 173 maddenin, demokrasi, hukuk devleti ve özgürlükler ile ilgili evrensel hukuka uygun bir şekilde değiştirilmesinden söz ettim. Bu şekilde, ilk üç maddenin zenginleştirileceğini, evrensel hukuka uygun bir şekilde hayata geçirilebileceğini söyledim. Anayasa Mahkemesi’nin bununla ilgili daha önce vermiş olduğu kararlardan bahsettim. İlk üç madde dışındaki maddelerde yapılan değişikliklerle ilgili, hukuka, hukuk devletine, demokrasiye, özgürlüklerin geliştirilmesine ilişkin konu varsa Anayasa Mahkemesi’nin bunu iptal etmediğini, bu konuda geçit vermediğini söyledim. Son referandumla ilgili karar da bu yöndedir.
Hukuk devletine, laikliğe, demokrasiye, demokratik hukuk devletine aykırı bir şey olursa, bunlarla ilgili Anayasa Mahkemesi’nin buna geçit vermeyeceğini, vermemesi gerektiğini ifade ettim.”
Anayasa Mahkesi Başkanı bir önceki değerlendirmelerinde oraya buraya da dokunarak, Yargıtay Başkanının hukuki değil siyasi bir dil kullandığını da belirtmişti.
Şimdi Anayasa Mahkemesi Başkanı, yeni anayasa yapalım tartışmalarının yapıldığı bir günde neden böyle birşey söylüyor, sonra da yanlış anlaşıldım, ben öyle demek istemedim, şunu dedim, o yanlış manşet attı falan diyor. Söylenen söz ortada, ilk 3 maddeye pozitif olarak dokunulabilir deniyor. Bu millet, hukuk alimi oldu da bizim mi haberimiz yok; bu sözlerin ilk 3 maddeyi değil de geri kalanlar için söylendiğini anlayacak. Ben, devletin en üst kurumlarına kadar yükselmiş olanların birşeyleri söyledikten sonra öyle demek istemedim, kastımı aştım, dilim sürçtü, ağzımdan yanlışlıkla çıktı gibi şeyler söylemesini anlamıyorum. Yani siz önemli kararları alırkende mi böyle yapıyorsunuz. Anlaşılır gibi değil…
İlk 3 madde, sıkıntı birçok kişi için. Memlekette birçok kişinin kafasından geçeni tıkayan maddeler bunlar. Herşey dönüp dolaşıp bu maddelere dayanıyor. Türban meselesi gelip buraya dayanıyor, Kürt meselesi gelip buraya dayanıyor. Bu lafları AKP’den birileri söylese idi kapatma davasına delil olurdu. Zaten AKP’li yetkililer de aksi açıklamaları peşpeşe sıraladılar.
Peki neden Anayasa Mahkemesinin Başkanı bu sözleri söyleme gereksinimi duydu? Bu pozitif dokunma nedir? Diğer maddeler ile bu ilk 3 maddeyi ileri götürmek ne demek? Bu 3 maddeyi dondurunca hangi evrensel hukuk kurallarına aykırılık doğuyor? Sorulacak birkaç soru daha var ama bu soruları soracak maddi gücüm yok…
Ama ben size şimdiden söyleyeyim, seçim sonrası (belki de hemen öncesi de olabilir) nasıl bir Anayasa önümüze getirilecek belli oldu sanıyorum. Başkanlık Sistemi tartışmaları, yeni Anayasa için BDP ile müzakereler, PKK’nın eylemsizlik kararları, Kandil’de yapılan basın toplantıları, Kuzey Irak’ta tampon bölge girişimleri, % 42′yi anlama girişimleri nasıl bir tablo çiziyor hep beraber göreceğiz… Belki o zaman ilk 3 maddenin neresinin evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğunu da daha net birileri anlatmaya başlayacaktır…

