Emir Kusturica, Ali Murat Güven ve bla bla bla
Sanıyorum ilkönce buradaki bu yazı ile gündeme gelmiş. Yeni Şafak Sinema yazarı Ali Murat Güven tarafından yazılmış. Emir Kusturica Antalya Film Festivali’nde jüri üyesi olarak davet edilince Kusturica’nın geçmişte söylediği bazı şeyler hatırlanıyor ve ortalık ayağa kaldırılıyor. Yeni Şafak ve benzeri gazeteler yazı üzerine yazı yazıyor, protesto ediyorlar…
Orayı burayı okurken Yeni Şafak’ta bir yazı daha buluyorum. Burada… Aysel Yaşa “Dünyaca ünlü yönetmen Emir Kusturica: Mavi Marmara’nın acısını paylaşıyorum” başlığı ile Emir Kusturica ile bir röportaj yapmış, ve bu yayınlanmış.
İki yazıda aynı gazetede…
Bir sinemacıdan söz ediyorsunuz, bir film festivalinden. İnsan Hakları ile ilgili bir konferansa bu adamı davet etseniz tepkiyi anlarım. Ama bu bir film festivali. Şimdi böyle bir tepki verince oturup tek tek bu festivale katılanları araştırmak gerekiyor o zaman. İnsanlığa karşı suç işlemiş mi işlememiş mi, müslümanlara laf etmiş mi etmemiş mi? Sülalesini araştırıp. sorguya çekip bakmak gerekiyor. Aman ha festival kirlenmesin, Türk kızları bu tür pis adamlara hizmet etmesin (Böyle de yazmış birisi)
Kafalar böyle çalışınca ülkede böyle oluyor. Mavi Marmarayı protesto edince iyi adamsın, gazetede yerin var… ama festival olunca olmaz…
Adamım, Emir Kusturica’nın ne söylediği ne yaptığı aklınıza yeni mi geldi? Bu adam Mavi Jeans için reklam filmi çekmedi mi? Çekti. Günlerce televizyonlarda bu reklam filmi yer almadı mı? aldı. Neredeydiniz o zamanlar… Yoksa hala bu soykırım destekçisi dediğiniz adamın reklam filmini çektiği Mavi Jeansleri giyiyor musunuz? Yoksa gizli gizli bir protesto var, boykot var da biz mi duymadık… Belki de Ali Murat Güven “Ben, sinema yazarlığı mesleğini dinî, ahlâkî ve insanî duyarlılıklarından çok da uzaklarda konumlandırmadan yürütme çabasındaki bir gazeteci olarak, Bosna İç Savaşı ve sonrasında halkına karşı takındığı iğrenç tavırlardan dolayı Avrupalı aydınlar arasında bile artık eski itibarı kalmamış olan bu düşük ruhlu adamı ve onun ayak izleriyle kirleteceği bir sinema etkinliğini ciddiye almamayı seçtim.” diyerek Mavi Jean giymiyor, hatta bir daha “kot” giymemem yemini falan etmiştir, kimbilir…
Bütün dünyada katliam yapan bir ülkenin sinemasını köşesinde değerlendiren birinin bu kadar hop oturup hop kalkmasınına bir anlam veremiyorum…
Bosnada neler olduğunu anımsamakta yarar var. 1992-95 yılları arasında Yugoslavya’nın dağılmasından sonra ortaya çıkan devletlerden biri olarak Bosna-Hersek’in tanınmasın hemen ardından, Sırplarında Sırp Cumhuriyetini kurmaları ve peşi sıra gelen savaş, katliamlar ve Temmuz 95 yılındaki meydana gelen Srebrenica Katliamı… Bir cümlede özetlenemeyecek korkunç bir karmaşa… Bütün bir Avrupa yıllarca kendi kıtasında, burnunun dibinde olan bu kanlı olaylara kayıtsız kalmıştır. Doğu blokunu yıkmak ve dağıtmak için yıllarca süren soğuk savaş döneminin faturası Balkanlarda, Kafkaslarda halklara çıkarılmış, insanlar evsiz kalmış, öldürülmüş, darmadağın edilmiştir.

